Gebelikte Depresyon
04/05/2019
Gebelik, üretken çağdaki birçok kadının deneyimlediği ve genellikle anne için mutluluk verici bir dönemdir. Bununla birlikte gebeliğin ruhsal bozukluklar için koruyucu bir dönem ya da "kendini iyi hissetme" dönemi olduğu düşüncesi son yıllarda giderek daha az kabul görmeye başlamıştır.
Gebelikte depresyon hem anne adayının hem de karnında taşıdığı bebeğin (fetüs) sağlığını olumsuz  etkileyebilen  ve düşünüldüğünden daha sık görülen ruhsal iyi hissetmeme halidir. Gebelikte depresyon ve depresif bulguların görülme sıklığı %5-51 arasındadır.
Anne Adayının tıbbi geçmişinde kürtaj veya düşük öyküsü, hamileliğe ilişkin ikilemli duygular, daha önce geçirilmiş depresyon, ailesinde depresyon varlığı, genç anne ve çok çocuklu olma, istenmeyen gebelik, sosyal desteğin yeterli olmaması, evlilik sorunlarının veya eşlik eden tıbbi bir rahatsızlığın olması gebelikte depresyon için sayılabilecek risk faktörleridir.
Gebelik depresyonunun yaygınlık, kronikleşme ve tekrarlama oranlarının yüksek olduğu bilinmektedir.  Depresyon, anne adayında neden olduğu iş gücü kaybı, anne ve bebek sağlığında olumsuz etkilenmeler ve ayrıca intihar riskini arttırması nedeniyle önemli bireysel ve toplumsal bir sağlık sorunudur. Bu nedenle  gebelikte depresyonun erken tanısı ve tedavisi anne ve bebek açısından önem taşımaktadır.
Spor ve egzersiz yapmak, düzenli uyumak, düzenli beslenmek, depresyonu azaltmada oldukça etkili yöntemler olmakla birlikte başa çıkılamayan stres ve depresyon durumunda profesyonel yardım alınması gerekmektedir. Anne adayının huzursuzluğunu, endişe ve kaygılarını,  iştah ve uyku düzensizliğini öncelikle baba adayı ile paylaşmasını, bu durumu gebeliği takip etmekte olan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanına iletmelerini ve sonrasında da eşlerin birlikte profesyonel yardım almak için Psikiyatri uzmanına başvurmalarını önermekteyiz. Sağlık dolu  mutlu bir gebelik dönemi geçirmenizi dileriz.  
Güncelleme: 04/05/2019
Op. Dr. İhsan ATABAY

Kadın Sağlığı, Hastalıkları ve Doğum