Kalp Sağlığı ve Fiziksel Aktivite

Egzersiz ve Hareketli Yaşam Kalp Sağlığının En Temel Koruyucusudur

Daha fazla hareketli ve bedenen daha zinde olanların, fazla hareket etmeyen ve kilolu kişilere oranla daha az koroner kalp hastalığına yakalanmaktadırlar. Hareketli ve bedenen normal kilolularda, koroner kalp hastalığının daha geç yaşlarda ve daha az şiddette geliştiği saptanmıştır.

Amerika Birleşik Devletleri’nde her yıl 250 000 kişinin, düzenli fiziksel aktiviteden yoksun kaldığı için öldüğü saptanmıştır. Ayrıca, fiziksel aktivitenin, kalp ve damar hastalıkları dışında, şeker hastalığı, hipertansiyon, kemik erimesi ve kolon kanseri gibi birçok kronik hastalığın oluşumunda olumlu katkıları olduğu kanıtlanmıştır. Düşük seviyede fiziksel aktivite yaşamı olanların, daha fazla kalp hastalığından hayatlarını kaybettikleri tespit edilmiştir. Orta yaşlarda bile fiziksel aktivitenin arttırılması, kardiyovasküler hastalıklardan ölüm oranını düşürmektedir. Buna rağmen gelişmiş toplumun ancak 1/3’ü, önerilen seviyede fiziksel aktivitede bulunabilmektedir.

Hareketsiz (sedentar) hayat tarzı, Amerikan Kalp Cemiyeti tarafından tanımlanan 5 ana kardiyovasküler risk etkenleri içindedir (Sigara, obezite, yüksek kolesterol ve hipertansiyon ile birlikte). Bu 5 risk etkenin azaltılması kalp krizinden ve diğer damarsal hastalıklardan (felç, bacak damar tıkanıklığı gibi) korunmada önemli etki göstermektedir. Egzersiz, fazla kiloları eritir, kan basıncını normale getirir, kötü huylu kolesterolü (LDL) düşürür, iyi huylu kolesterol (HDL) seviyesini yükseltir. Düzenli egzersiz, diyabetik hastalarda, kandaki şekerin insulin tarafından kontrolünü arttırır. Böylece damar sertliği ve kalp krizi riski belirgin biçimde azalır.

Düzenli egzersiz, kasların oksijeni alma ve kullanma yeteneğini daha yüksek seviyelere taşıyarak, egzersize olan direnci arttırır. Ayrıca düzenli egzersiz, kan damarlarının kapasitesini arttırır. Bu artış, efor ve hormonal stress anında kalbin yüklenmesini önleyerek, birçok kalp kaynaklı sorunun oluşmasını önleyen etkide bulunmaktadır. Ayrıca düzenli egzersiz ile, özellikle orta yaş sonrası sıkça görülen kemik hastalıklarının, omurga ve eklem sorunlarının oluşması engellenerek, daha zinde (fit) bir vücudun korunması sağlanmaktadır. Zinde vücut yapısı da,  kalp ve damar hastalıklarından korunmada en dikkat çekici önlemlerin başında gelmektedir.

Yeni teşhis konulmuş kalp hastalarından,  düzenli egzersiz programı uygulayanlarının, daha erken iş hayatına geri döndükleri, daha fazla özgüvene sahip oldukları, daha az stress ve aksiyete yaşadıkları gözlenmektedir. Yapılan araştırmalara göre, düzenli egzersiz programı uygulayan kalp krizi geçirmiş hastaların ölüm oranlarında % 20-25 azalma olduğu tespit edilmiştir.

 Yukarıda belirtilen faydaların elde edilemesi için, haftanın hemen hergünü, en az 30 dakikalık orta derece egzersiz önerilmektedir. Orta derece egzersizden kastedilen, saatte 5-6 km hızda yürüyüş için sarfedilen efor eşdeğeri hareketliktir. Bu hareketlilikten hedeflenen, haftada 600 ile 1200 kkal enerji tüketilmesi olarak belirtilebilir. Bu hedefe ulaşan toplumlarda, kardiyovasküler hastalıkların görülme oranının % 30-40 düzeyinde azalayacağı öngörülmektedir.

Düzenli egzersiz uygulayan bireylerin, kardiyovasküler hastalıklar için risk etkeni olan, sigara kullanımı, hipertansiyon, yüksek kolesterol ve diyabet gibi etkenlerden korunmaya göre, daha etkili kalp damar hastalıklarından korunma sağladığı saptanmıştır. Haftada 5 kez egzersiz yapan bireylere göre, sedentar hayat sürdüren bireylerde kardiyovasküler hastalık görülme oranı 50 kat daha fazladır. Düzenli egzersiz yapan bireylerin, efor sırasında kardiyovasküler bir atak yaşama riskleri de çok düşük orandadır.

Düzenli egzersiz programı uygulamak son derece güvenli olmakla beraber, egzersiz sırasında oluşabilecek bazı belirtileri de önemsemekte fayda vardır. Özellikle göğüste huzursuzluk, sol meme altı ve sol kola yayılan ağrı, nefes darlığı, baş dönmesi, sersemlik ve kalp ritm bozukluğu gibi bulguların mutlaka dikkate alınması ve bir kardiyoloji uzmanına danışılmasında fayda vardır.

Sonuç olarak, özellikle 45 yaş üstü ve 2 ya da daha fazla kardiyovasküler risk etkeni (sigara, yüksek tansiyon, diyabet, yüksek kolesterol, sedentar hayat tarzı, obezite ve ailede 55 yaşından önce kalp hastalığı tanısı) bulunan bireylerin, bir uzman hekim tarafından engel durumlarının olmadığı tespit edildikten sonra, düzenli egzersize (haftada en az 5 gün, 30 dakika, orta derecede) başlamaları, kardiyovasküler hastalıklardan korunmaları yönünden çok önemlidir. Eğer düzenli olarak bu zaman ayrılamayacaksa, bu risklere sahip kişilerin, iş ortamlarında mümkün olduğunca asansör kullanmamaları ve hareket etmelerine olanak tanıyacak aktivitelere (ihtiyaç olmasa da tuvalet molası vermek, koridorda 2 tur yürümek gibi) yönelmeleri iyi bir başlangıç olacaktır. En önemli nokta, egzersiz gibi masrafsız ve kolay uygulanabilir korunma yöntemi için bilinçlenmek ve bir aşamadan başlangıç yapmaktır.

 

 

 

 

 

Güncelleme: 17/01/2019