Size Nasıl
Yardımcı Olabiliriz?
Muharrrem Baturu
23 Ocak 2021

Muharrrem Baturu

Üroloji Uzmanı

Üriner Sistem Taş Hastalığı

Üriner Sistem Taş Hastalığı

53Görüntülenme
  • Üriner sistem taş hastalığı nedir?
  • Üriner sistem taş hastalığı böbrek, idrar kanalı (üreter) ya da mesanede (idrar torbası) oluşan ve toplumumuzda sık görülen bir hastalıktır. Taşların %70-80’ i kendiliğinden düşerken %20-30’u için tıbbi müdahale gerekir. Böbrek taşlarının %75-85′i kalsiyum ve buna bağlı oksalat maddesinden oluşur. Yüzde 10′luk bir kısmı ise ürik asit yapısında taşlardır.

 

  • Belirtileri nelerdir?
  • Kimi zaman hiçbir şikâyeti olmadığı halde farklı nedenlerle muayene edilen ya da check-up yaptıran kişilerin üriner sisteminde taş tespit edilebilir. Taş hastalığının tipik belirtileri böğürde, kasıkta, vajina/penis ucu veya testiste şiddetli ağrıdır. Bu ağrıya bulantı, kusma eşlik edebilir. Taş idrar kanalında tıkanmaya sebep olursa böbrekte ve idrar yollarında genişlemeye neden olur. Belirtiler taşın toplayıcı sistem dediğimiz böbrek havuzu (renal pelvis) ya da idrar kanalındaki tıkanma derecesine bağlı olarak farklı şiddette oluşabilir. Ağrı, kolik ağrı diye tanımlanan aralıklı dalgalanmalar şeklinde hissedilir. Ağrının şiddeti kişinin ağrı eşiğine bağlı olarak değişmekle birlikte üreterdeki tıkanmaya bağlı oluşan basınç, ağrının daha da fazla hissedilmesine neden olur. İdrar kanalı içinde yer alan 4 mm'den büyük taşlar genellikle belirti verir. Ağrı yaklaşık 30 dakika içinde şiddetini artırır, bazen bu durum altı saat veya daha uzun sürebilir. Son derece rahatsız edici olan bu ağrıyı hastalar genelde “Hayatlarının en kötü ağrısı” olarak tanımlar. Ağrı bir süre sonra hafifler ve sabit bir hal alır. Ancak tıkanmaya bağlı olan durum mutlaka araştırılmalıdır.

 

  • Tanısı nasıl konulur?
  • Kolik ağrıyla hekime başvuran hastalarda ağrının nedenini bulmak için hastanın hikayesi dinlendikten sonra yapılan fizik muayeneyle ürolojik olmayan rahatsızlıklar ayırt edilir. Karın muayenesinde apandisit, pelvik muayeneyle dış gebelik, kasık muayenesiyle fıtık ve yumurtalık hastalıkları tanınabilir. İdrar analiziyle idrardaki kanama, kum kristalleri ve idrar yollarında eşlik eden iltihaplanma tespit edilebilir. Kan tetkikleriyle böbrek fonksiyonları değerlendirilir, ultrasonografi sayesinde böbrekteki taşlar ve idrar yollarındaki genişlemeye bağlı olarak böbrekte oluşabilen şişme ve büyümeler görülebilir. Ancak ultrasonografi renal koliğin asıl nedeni olan küçük üreter taşlarını tanımakta genellikle yardımcı olmaz. Böbrekteki taşların boyutunu da kesin olarak söylemek her zaman mümkün değildir. Karın ultrasonografisiyle böbrekteki taş ağrısı ile safra yolu rahatsızlıkları ve jinekolojik sebepler ayırt edilebilir.
  • Tanı gücü en yüksek ve güvenli bir görüntüleme yöntemi olan bilgisayarlı tomografi ise kan, idrar ve ultrasonografi sonuçlarına göre cerrahi müdahale gereken hastalardan istenir. DÜSG, IVP (Direkt Üriner sistem Grafisi ve İntravenöz Piyelografi) gibi radyolojik görüntüleme yöntemleri de kullanılabilir.

 

  • Ne zaman tıbbi müdahale gerekir?
  • Taşın kendiliğinden düşmesinde taşın şekli, boyutu ve kişinin idrar yollarının yapısal özellikleri önemli rol oynar. Genellikle boyutu 6 mm’ den küçük olan taşlar herhangi bir müdahaleye gerek kalmadan düşebilirken 7 mm’ den daha geniş çaplı taşlar için tıbbi müdahale gerekir. Ateşin eşlik ettiği üriner enfeksiyon, idrar yapamama, böbrek fonksiyon bozukluğu gibi durumlarda vakit geçirmeden taşın alınması gerekir. Ağrı atakları sırasında aşırı mide bulantısı ve kusma nedeniyle ağızdan beslenemeyen, su içemeyen, genel durumu bozuk, ciddi ağrı hisseden yaşlı hastaların hastaneye yatırılarak gözlem altında tutulması gerekebilir.
  • Tedavi yöntemleri nelerdir?
  • İlaç tedavileri: Akut renal kolik tedavisinde çoğunlukla ağrı kesici kullanılır. Üriner kanallardaki kasları gevşeten ve prostat büyümesinde kullanılan ilaçların yanı sıra bitkisel içerikli bazı ilaçlar da taşların kanallardan geçişini kolaylaştırdıkları için kullanılabilmektedir.
  • Vücut dışı şok dalgalarıyla taş kırma (ESWL): Sesle taş kırma olarak da bilinen ESWL, böbrek ve idrar kanalının üst bölgesinde yerleşmiş bulunan taşların tedavisinde başvurulan etkili bir yöntemdir. Genellikle çapı 1 cm’den küçük taşlarda ESWL başarısı yüksektir. İşlem yetişkinlerde anestezi olmadan yapılırken çocuklarda genellikle anestezi gerekir. Bu işlemle daha küçük parçalara ayrılan taşlar 1-2 hafta içinde idrar yolundan düşürülebilir.
  • Üreterorenoskopi (URS): Üreterorenoskopi optik bir cihazla idrar kanalı, mesane ve idrar yollarının görüntülenmesinde kullanılan tanı ve tedavi tekniğidir. Bu uygulama idrar kanalındaki mesaneye yakın taşların işlem sırasında kırılması ya da çıkarılmasını sağlar.
  • RIRS (Fleksibl URS): Böbreğe yakın idrar kanalında ve böbrekte bulunan taşlar bu yöntemle tedavi edilebilmektedir. Fleksibl (esnek) URS denilen aletle günümüzde hemen hemen her türlü taşa müdahale edilebilmektedir. Bu yöntemle önceleri 2 cm’ye kadar olan taşlara müdahale edilebilirken günümüzde lazer teknolojisinin gelişimi sayesinde daha büyük taşların tedavisini de gerçekleştirebilmektedir.
  • Perkütan nefrolitotomi: Böbrek havuzcuğunda bulunan taşlar için kullanılan bir ameliyat yöntemidir. Çoğunlukla genel anestezi altında yapılır. Perkütan nefrolitotomide ciltten açılan 1 cm’lik kesiyle böbreğe ulaşılarak buraya bir tüp yerleştirilir. Optik cihazlar yardımıyla böbrek ve idrar kanallarının üst ucundaki taşlar etkin biçimde görüntülenir ve vücut dışına çıkarılır. Günümüzde 2 cm'den büyük böbrek taşlarının tedavisinde ilk sırada uygulanması önerilen tedavi yöntemidir.
  • Açık yöntemle üriner sistem taş ameliyatı: Üriner sistem taşlarında endoskopik seçenekler (Perkütan Nefrolitotomi) ile başarı sağlanamayan veya obezite gibi endoskopik yöntemin seçilmesinin uygun olmadığı hastalarda kullanılmaktadır.

 

  • Tekrarlama riski var mıdır?
  • Böbrek taşı oluşumu tek seferlik bir olay değildir. Tekrarlama riski ailesinde taş hastalığı öyküsü olanlarda, daha önce taş düşüren hastalarda daha çok görülmektedir. Bu rahatsızlığı ilk kez yaşayanların %50'sinde beş yıl içinde tekrar taş oluştuğu gözlemlenmiştir. Üriner taş hastalığı tedavisinde iyi planlama çok önemlidir. Seçilecek tedavi yönteminin başarısı kadar, tedavi sonrasında yeni taşların oluşumunun önlenmesi de önemlidir.

 

  • Üriner taş hastalığını diyetle önlemek mümkün müdür?
  • Taşın kimyasal yapısına göre değişen diyet önerileri bulunmaktadır. Ancak hepsinin ortak noktası ve tedavinin başarı anahtarı günlük yeterli sıvı (su) tüketilmesidir. Yeterli sıvı alımı ile kristallerin yoğunluğu azalır ve böbrekten yeterli hacimde sürülen idrarla, idrar yollarının yıkanması sağlanır. Genellikle günlük 2-2,5 litre sıvı alınması önerilmektedir. Su tüketilecek sıvı için en iyi seçenektir.
  • Portakal suyu, limonata, limonlu su gibi içeceklerde sitrat bulunur. Bu madde kalsiyum okzalat ve ürik asit taşlarının oluşmasını engelleyebilir. Ancak kalsiyum fosfat kristali oluşumunu da artırabilir.
  • Yeşillikler, kahve, çay, greyfurt suyu, kuruyemişler, kolalı içecekler okzalat içerikleri fazla olduğundan kalsiyum okzalat taşı olanlara önerilmez. Alınan sofra tuzu miktarı ne kadar fazlaysa idrarda atılacak kalsiyum miktarı da o oranda yükseleceğinden mümkün olduğunca tuzsuz beslenme önerilir. Ürik asit taşı hastalarında hayvansal proteinler kısıtlanabilir. Kalsiyum alımı genellikle kısıtlanmaz. Diyet önerilerinde çok nadir durumlarda süt ve süt ürünleriyle beslenmeye kısıtlama getirilir.

 

 

Op. Dr Muharrem BATURU

Üroloji