Meme ve Endokrin Cerrahisi
Kanser, vücutta anormal hücrelerin büyüyerek sağlıklı hücreleri istila etmesiyle karakterize edilen bir hastalık sınıfı için kullanılan geniş bir terimdir.
Meme kanseri, meme dokusunda yer alan hücrelerin kontrolsüz bir şekilde çoğalmasıyla ortaya çıkan bir kanser türüdür. Meme kanserinin en yaygın başlangıç noktası süt kanalları ve süt üreten bezlerdir. Bu hücreler zamanla çoğalarak meme dokusunda bir tümör oluşturabilir ve bu tümör çevre dokulara, lenf düğümlerine ve hatta uzak organlara yayılabilir. Meme kanseri, kadınlarda en sık görülen kanser türlerinden biri olmasına rağmen erkeklerde de nadiren görülmektedir.
MEME ANATOMİSİ
Memenin farklı bölümlerini ve işlevlerini anlamak, meme kanserinin ayrıntılarını daha iyi kavramanıza yardımcı olacaktır.
Kadınlarda memenin işlevi , doğum sonrası emzirme yoluyla bebek için besin sağlamaktır.Meme dokusu erkeklerde de bulunur, ancak kadınlara göre çok daha küçük ve işlevsizdir.
1-Meme Yapısındaki Temel Bileşenler
a. Lobüller
Meme, süt üreten küçük bezler olan lobüllerden oluşur. Her bir meme, süt üretiminde görevli birçok lobül içerir. Özellikle östrojen ve progesteron hormonları, lobüllerin gelişiminde ve fonksiyonunda büyük rol oynar.
b. Süt Kanalları
Süt kanalları (duktlar), sütü lobüllerden meme ucuna taşıyan tüp benzeri yapılardır Meme kanserlerinin önemli bir kısmı, bu süt kanallarında başlar (duktal karsinom)
c. Meme Ucu ve Areola
Meme ucu, süt kanallarının dışarıya açıldığı kısımdır. Meme ucunun çevresindeki koyu renkli halka ise areola olarak adlandırılır. Areola, emzirme sürecinde meme ucunun korunması için gerekli olan yağ bezlerini içerir.
d. Yağ Dokusu ve Destekleyici Doku
Meme, lobüller ve kanallar dışında önemli miktarda yağ dokusu içerir. Kadın yaşlandıkça, özellikle menopoza girdikten sonra, göğüs dokusu daha fazla adipoz (yağlı) doku içerir.
e. Göğüs Kasları
Memeler, göğüs kafesinin hemen önünde yer alır ve pektoral kaslar olarak adlandırılan göğüs kasları üzerinde bulunur.
2. Lenf Dolaşımı ve Lenf Düğümleri
Kan dolaşım sisteminin vücuttaki elementleri dağıtmasına benzer şekilde, lenf sistemi de hastalıklarla savaşan hücreleri ve sıvıları taşır. Lenf sisteminin çeşitli bölgelerinde fasulye şeklinde lenf düğümleri kümeleri bulunur ve bu düğümler, anormal hücreleri sağlıklı dokulardan uzaklaştırarak filtre görevi görürler.. Meme çevresinde en yaygın lenf düğümleri koltuk altı (aksiller) bölgesinde bulunur. Meme kanserinin yayılımında (metastaz) lenf sistemi önemli bir rol oynar, bu nedenle meme kanserinin evresini belirlemede lenf düğümlerindeki kanser hücrelerinin varlığı dikkate alınır.
3. Memenin Hormonal Yapısı
Meme dokusu, östrojen ve progesteron gibi hormonlara duyarlıdır. Bu hormonlar, özellikle ergenlik, hamilelik ve emzirme gibi dönemlerde meme dokusunun gelişimini, büyümesini ve işlevini etkiler. Östrojen ve progesteron reseptörlerine sahip meme hücreleri, bu hormonlara yanıt vererek meme kanserinin oluşumunda da etkili olabilir. Bu nedenle, meme kanserinde hormon reseptör durumu, tedavi sürecini belirleyen önemli bir faktördür.
4. Memenin Kan Dolaşımı
Meme, birçok kan damarıyla beslenir. . Memenin kan akışını sağlayan ana damarlar internal torasik arter ve lateral torasik arterdir.
Meme Kanseri Türleri
DCIS – Duktal karsinoma in situ
Duktal karsinoma in situ (DCIS), meme kanserinin en erken formu olarak kabul edilir DCIS, kanserli hücrelerin kanallar içinde sınırlı kaldığı ve çevredeki meme dokusuna veya yakındaki lenf düğümlerine yayılmadığı süt kanallarında başlar. DCIS’in invaziv kansere dönüşmesini önlemek için acil tedavi gerektirir. Mamografi yoluyla DCIS’in erken teşhisi, başarılı tedavi ve sonuç olasılığını artırır.
İnvaziv Meme Kanseri
İnvaziv duktal karsinom
İnvaziv duktal karsinom (IDC), invaziv meme kanserinin en yaygın türüdür ve teşhislerin yaklaşık %80’ini oluşturur. Kanser hücreleri memenin süt kanallarında başlar ve daha sonra çevredeki sağlıklı meme dokusuna yayılır. Orijinal konumlarının ötesine yayılma yeteneği, kanseri “invaziv” kılan şeydir. Tespit edilmez veya tedavi edilmezse, meme dokusunun ötesine, lenf düğümlerine veya kan dolaşımına yayılarak vücudun diğer bölgelerine yayılabilir
İnvaziv lobüler karsinom
İnvaziv lobüler karsinom (ILC), invaziv meme kanserinin ikinci en yaygın türüdür ve teşhislerin yaklaşık %10-15’ini oluşturur. Meme bezlerinin (lobüllerin) süt bezlerinde başlayan ve çevredeki meme dokusuna veya vücudun diğer bölgelerine yayılan, bir meme kanserdir.
Erken Evre Meme Kanseri
Erken evre meme kanseri, tümörün meme dokusu veya koltuk altı lenf düğümlerinin (aksiller lenf düğümleri olarak da bilinir) ötesine yayılmadığı (Evre 0 – IIA) durumlarda tanımlanır
Lokal İleri Meme Kanseri
Meme kanseri, memeden yakındaki doku veya lenf düğümlerine yayıldığında (Evre IIB – III) lokal ileri olarak tanımlanır. Lokal ileri meme kanseri olan hastaların büyük çoğunluğunda tedaviye sistemik terapilerle başlanır.
Metastatik Meme Kanseri
Metastatik meme kanseri, kanserin kemikler, karaciğer veya akciğerler gibi vücudun diğer bölgelerine yayıldığı (Evre IV olarak da bilinir) durumu ifade eder. Uzak bölgelere yayılan tümörlere “metastaz” adı verilir. Metastatik meme kanseri tedavi edilebilir olsa da küratif bir tedavi mümkün değildir.
Hormon Reseptör Durumu ve HER2 Gen Ekspresyonuna Göre Alt Tipler
- Luminal A-benzeri
- Luminal B-benzeri
- HER2 aşırı eksprese eden
- Bazal-benzeri veya Üçlü negatif tümörler
Luminal A, tüm meme kanseri vakalarının yaklaşık %50 ila %60’ını oluşturan, meme kanserinin en yaygın moleküler alt tipidir.
Luminal B meme kanserleri, luminal A’ya göre daha az yaygındır ve meme kanseri vakalarının yaklaşık %15 ila % 20’sini oluşturur .
HER2 açısından zengin meme kanserleri, meme kanseri vakalarının %10 ila % 15’ini oluşturmaktadır .
Üçlü negatif veya bazal tip meme kanseri, östrojen reseptörü negatif, progesteron reseptörü negatif ve HER2 negatiftir.
Meme Kanseri Belirtileri
- Kitle Hissi
Sert, kenarları düzensiz, genellikle ağrısız
- Cilt Değişiklikleri
Portakal kabuğu görünümü, çekinti
- Meme Başı Akıntısı
Kanlı veya şeffaf renkli
- Şekil Değişikliği
Asimetri veya boyut farkı
- Koltuk Altı Şişliği
Lenf nodu tutulumunda
- Ciltte Kızarıklık
İnflamatuar kanserde
- Geçmeyen Ağrı
Genellikle ileri evrelerde
Türkiye’de Meme Kanseri Sıklığı
Güncel istatistiklere göre Türkiye’de:
- Kadınlarda görülen kanserlerin yaklaşık %24–25’i meme kanseridir.
- Her yıl yaklaşık 000’den fazla yeni meme kanseri vakasıteşhis edilmektedir.
- Ortalama tanı yaşı yaklaşık 50–55 yaşcivarındadır.
Meme kanseri Risk Faktörleri
Değiştirilemez Faktörler
- Kadın olmak (erkeklerde %1)
- 50 yaş üstü olmak
- BRCA1/2 gen mutasyonu
- Ailede meme kanseri öyküsü
Değiştirilebilir Faktörler
- Obezite (risk %30-60 artar)
- Alkol tüketimi
- Fiziksel hareketsizlik
- Hormon replasman tedavisi
Aile Öyküsü
Aile öyküsü, bir kadının meme kanseri gelişiminde önemli bir rol oynar. Birinci derece bir akrabasında (ebeveyn, kardeş veya çocuk) meme kanseri olan kadınların, böyle bir aile öyküsü olmayan kadınlara kıyasla meme kanseri geliştirme riski iki kat daha fazladır. Akraba menopoz öncesi dönemde meme kanseri tanısı aldıysa, bu risk üç katına kadar çıkabilir.
BRCA Mutasyonu
Meme kanserlerinin yaklaşık %5’i ve ailesel meme kanseri vakalarının %25’ine kadar olan kısmı BRCA1 veya BRCA2 mutasyonu nedeniyle ortaya çıkar. BRCA1 mutasyonu taşıyan bir kadının yaşam boyu meme kanseri gelişme riski %65-95 arasındadır. Ailesel meme ve yumurtalık kanserlerinin %90’ından fazlasının BRCA1 veya BRCA2 mutasyonuna bağlı olduğu düşünülmektedir.
BRCA1/2 mutasyonu pozitif olan kadınlar düzenli olarak izlenir ve risk azaltıcı önlemler önerilir. Bu seçenekler arasında önleyici çift taraflı mastektomi (her iki memenin alınması) ve/veya salpingo-ooferektomi (yumurtalıkların ve fallop tüplerinin çıkarılması) yer alabilir.
RCA mutasyonu taşıyan ve risk azaltıcı cerrahi seçeneğini tercih etmeyen kadınlara, 25 yaşından itibaren (veya ailedeki en genç meme kanseri tanısından 10 yıl önce, hangisi daha erken ise) her 6-12 ayda bir klinik muayene önerilmelidir. Ayrıca, bu kadınlara 30 yaşından itibaren her 12 ayda bir manyetik rezonans görüntüleme (MRI) ve mamografi yapılması da tavsiye edilmektedir.
Meme kanserinde diğer genlerde değişiklikler
ATM, TP53, CHEK2, PTEN, CDH1ve STK11
Meme kanserinde Yaşam Tarzı ve Korunma Yolları
- Haftada 150 dakika orta tempolu egzersiz (risk %25↓)
- Akdeniz diyeti: Zeytinyağı, balık, kuruyemiş tüketimi
- Alkol sınırlama: Günde 1 kadehten fazla içilmemeli
- Emzirme: 12 ay+ emzirenlerde risk %30 düşüyor
Yüksek Riskli Bireyler İçin
- BRCA testi: Ailede kanser öyküsü varsa
- Kimyasal önleme: Tamoksifen (risk %50↓)
- Profilaktik mastektomi: BRCA+ bireylerde
- Yoğun takip: 6 ayda bir MR + mamografi
Meme Kanseri Nasıl Teşhis Edilir?
Meme kanseri genellikle klinik muayene, görüntüleme ve biyopsi yöntemleriyle teşhis edilir.
Klinik Muayene
Doktorunuz memelerinizi ve lenf düğümlerinizi muayene edecektir. Ayrıca meme kanseri aile öykünüzü, menopozda olup olmadığınızı sorabilir ve rutin kan testleri için kan örneği alabilir. Meme tümöründen şüphelenilirse, görüntüleme taraması yapılması planlanabilir.
Görüntüleme Yöntemleri
Meme kanserinden şüphelenilen kadınlarda kullanılan görüntüleme teknikleri mamografi, ultrason ve/veya MRI taramasını içerir:
· Mamografi:
Mamografi, erken meme kanserlerini tespit etmek için kullanılan düşük doz bir röntgen türüdür. Her iki meme de röntgen cihazına yerleştirilir ve iki plaka arasına sıkıştırılarak net bir görüntü elde edilir. Mamografi taramasında meme dokusunda şüpheli bir durum görülürse, doktorunuz daha ileri incelemeler yapacaktır.
· Ultrason Tarama:
Ultrason, vücudun iç yapısının görüntüsünü oluşturmak için yüksek frekanslı ses dalgaları kullanır. Meme kanseri incelemelerinde kullanılan taşınabilir ultrason cihazı ile doktor memelerinizi ve koltuk altı lenf düğümlerinizi inceleyebilir. Ultrason, bir kitlenin katı mı yoksa sıvı dolu bir kist mi olduğunu gösterir.
· MRG Tarama:
MRG (manyetik rezonans görüntüleme), vücudun iç yapılarının ayrıntılı görüntülerini üretmek için manyetik alanlar ve radyo dalgaları kullanır. MRG tarayıcı, güçlü mıknatıslar içeren büyük bir tüptür. Tarama sırasında bu tüpün içinde yatar ve işlem 15-90 dakika sürer. Rutin incelemelerde kullanılmasa da MRG belirli durumlarda yapılabilir. Örneğin, ailede meme kanseri öyküsü olanlar, BRCA mutasyonu taşıyanlar, meme implantı bulunanlar, lobüler kanser tanısı alanlar, çok sayıda tümörden şüphelenilen durumlarda veya diğer görüntüleme yöntemlerinin sonuçları belirsizse kullanılabilir. MRI aynı zamanda bir tümörün tedaviye yanıt verip vermediğini görmek ve ek tedavi planlamak için de kullanılır.
Biyopsi
Memedeki ana tümörün biyopsisi, doktorlara mevcut meme kanseri türü hakkında bilgi sağlar ve tedavi planlamasına yardımcı olur. Meme kanserinden şüphelenildiğinde, herhangi bir tedavi planlanmadan önce tümörden biyopsi alınır. Biyopsi, genellikle ultrason eşliğinde bir iğne ile alınır ve buna Tru-cut biyopsi denir (tümör ultrasonla görünmüyorsa, mamografi veya MRI kullanılarak da yapılabilir). Bu sayede biyopsinin meme dokusundaki doğru alandan alındığından emin olunur. Biyopsi, doktorlara meme kanseri türü hakkında önemli bilgiler verir. Aynı zamanda, biyopsi sırasında tümöre bir işaretleyici yerleştirilebilir; bu işaretleyici, cerrahların tüm tümörü daha sonra çıkarmasına yardımcı olmak amacıyla konulur.
MEME KANSERİ TEDAVİSİ
Tedavi, kanserinne kadar ileri evrede olduğuna, kanser türüne ve risk değerlendirmesine bağlı olarak belirlenir. Meme kanseri tedavisi, çok sayıda meme kanseri hastasına hizmet veren bir uzman merkezde yapılması en uygunudur. Tedavi ekibi genellikle bir cerrah, radyasyon onkoloğu, medikal onkolog, radyolog ve patologdan oluşur.
Evreleme
en uygun tedavi yaklaşımının belirlenmesi için kanserin evresini bilmek önemlidir. Kanserin evrelemesi, tümörün boyutu yeri ve başladığı yerden yayılıp yayılmadığını tanımlamak için kullanılır. Klinik evreleme, fiziksel muayene, kan testleri ve görüntüleme yöntemlerini içerir. Başlangıçtaki mamografinin yanı sıra, göğüs bilgisayarlı tomografi (BT) taraması, karın ultrasonu, BT veya MRI taraması ve kemik taraması gibi ek taramalar gerekebilir. Alternatif olarak, tüm vücudu değerlendirmek için pozitron emisyon tomografisi (PET) taraması da kullanılabilir.
· BT Tarama:
Bu, doktorların iç organlarınızı kesit görüntüsü halinde görmelerini sağlayan bir röntgen tekniğidir.
· MRI Tarama:
MRI, manyetik alanlar ve radyo dalgaları kullanarak vücudunuzun iç yapılarının ayrıntılı görüntülerini oluşturur.
· Kemik Taraması:
Bu testte, bir damara az miktarda radyoaktif madde enjekte edilir ve doktorların tüm vücutta anormal kemik alanlarını görmesini sağlar. Anormal kemik, sağlıklı kemikten daha fazla radyoaktif madde emer.
· PET Tarama
PET, bir damara enjekte edilen radyoaktif bir madde kullanır ve MRI veya BT taramasının kaçırabileceği kanser alanlarını belirlemeye yardımcı olabilir. Çoğu PET taraması günümüzde BT taramasıyla birlikte yapılmaktadır.
Cerrahi evreleme, ameliyat sırasında çıkarılan dokunun incelenmesine dayanır. Tümörün boyutunu ve yayılımını belirlemek için kullanılan evreleme sistemi, harfler ve rakamlar dizisi ile tanımlanır. Meme kanseri için evreler Roma rakamları ile 0’dan IV’e kadar ifade edilir. Genelde evre ne kadar düşükse, hastanın prognozu o kadar iyi olur. Meme kanseri evreleme sistemi olarak TNM sistemi kullanılır:
- Tümör boyutu (T): Kanserin ne kadar büyük olduğunu belirtir.
- Lenf düğümü yayılımı (N): Kanserin lenf düğümlerine yayılıp yayılmadığını gösterir.
- Uzak organ metastazı (M): Kanserin vücudun diğer bölgelerine yayılıp yayılmadığını ifade eder.
Klinik evreleme (k) muayene, görüntüleme ve biyopsi sonuçlarına dayanır, ameliyat öncesi kullanılır. Patolojik evreleme (p) ise ameliyatla alınan dokunun laboratuvar incelemesiyle kesinleşir.
- Tümör boyutu (T1-T4), lenf düğümlerine yayılma durumu (N1-N3) ve metastaz varlığı (M0-M1) bu sistemle sınıflandırılır.
Evre 0
Oluştuğu yerde bulunan duktal karsinom in situ (DCIS) yani en erken evre meme kanseri formudur. Kanser hücreleri süt kanallarını oluşturan epitel hücrelerinin arasındadır, ancak daha derinlere, memenin yağ dokusuna ulaşmamıştır.
Lobüler karsinom in situ da (LCIS) zaman zaman evre 0 olarak sınıflandırılır. Ancak DCIS ve LCIS durumları, klasik meme kanserleri gibi invaziv, yani yayılımcı değildir. Bununla birlikte saptandıkları zaman tedavi edilirler.
Göğüs ucunda görülen Paget hastalığı da (tümör kitlesi olmayan), evre 0 olarak adlandırılır. Tüm bu vakaların hiçbirinde kanser, lenf bezlerine veya uzak bölgelere yayılmaz.
Evre 1A
Tümör 2 cm veya daha küçüktür ve lenf bezlerine veya uzak bölgelere yayılmamıştır.
Evre 1B
Koltukaltı lenf bezlerinin 1 – 3’ünde mikrometastazlar (lenf bezlerindeki kanser 0.2 mm’den geniştir ancak 2 mm’den daha büyük değildir ve/veya kanserli hücre sayısı 200’den fazladır).
Kanser uzak bölgelere yayılmamıştır.




